Basın kime hizmet ediyor?

Mayıs 22, 2006

Bu ülkenin tarihine doğru kısa bir araştırma yapıldığında karşılaşılan manzara şu olacaktır: Ne zaman ki ekonomik istikrar sağlanmış, ülke gergin bir ortama sokulmuş ve istikrarda başa dönülmüş. Ekonomi 3 yıl iyi gitmiş, bir olay sebebiyle 2 yıl toparlanamamış, 5 yılda düzelmiş, yine meçhul failler sebebiyle 4 yıl sıkıntı çekilmiş. Bu fasit dairede dönülmüş durmuş. “-mış”lı geçmiş zaman kullanıp masal gibi anlatmamın sebebi milletimizin unutkan hafızasına göndermedir. Aslında, yazımın sebebi olan gazetecilerin hafızasına göndermedir.

Son büyük krizden sonra ekonomi düzelmiş ve istikrar sağlanmış, yatırımcının kendine güveni gelmiş. Hükümet, Avrupa Birliği ile iyi bir noktaya gelmiş, yavaş da gidilse bir ilerleyiş söz konusu. Tam bu sırada, bir iyiye gidişten söz edilirken, bir piyon çıkıyor, bu ülkenin yumuşak karnı olan bir mesele üzerinden, Danıştay’a silahlı saldırıda bulunuyor. Basın kavramının içini işgal etmekten öte gitmeyen adı büyük gazeteler, olayın ilk dakikalarında yalan-yanlış haberlerle halkı infiale götürücü yayınlar yapan televizyoncu kardeşlerine özenip, aradan saatler geçmesine rağmen baskıya giren haberlerinde vahim hatalar yapıyorlar. Sonradan arkadaşları ve komşuları tarafından yalanlanan ifadeler yer alıyor ertesi günün gazetelerinde.. Neymiş “allahu ekber diye bağırmış, yok efendim nizamı alemciymiş, koyu dindarmış” şeklindeki ifadeler boca ediliyor gazete sütunlarına.. hem de laiklik hesabına..

Her fırsatta kendine pay çıkarma derdinde olan muhalefetin başındaki zat, itidal çağrısı yerine “siyasete kan bulaşmıştır” şeklinde zekaüstü bir çıkarım yapıyor. Olaylarla ilgili, hep takdir ettiğim yorumlarda bulunan Genelkurmay Başkanımız, halka “eylemlere devam” anlamına gelebilecek bir tavsiyede bulunuyor. Üniveristelerdeki problemlere çözüm adına çabalaması gereken adama ne düşüyorsa, çıkıyor bir YÖK Başkanı, her hadiseyi aynı kapıya çıkarıp nasıl yorumluyorsa -google’dan kısa bir araştırma yapın siz de göreceksiniz- , aynı şekilde mevcut düzeni yıkmaya kalkışmaktan dem vuruyor. Danıştay Başkan Vekili de saldırıya türbana bağlayıp amaca hizmet ediyor. Sonra cenaze oluyor, siyaset adamlarının tümüne, çok uyumlu bir şekilde koro halinde tepki gösteriliyor, meydana asker gelince de, mesaj şeklinde bir tezahürat yapılıyor.. Ardından gazeteler ve titri, köşe yazarı olan zevatlar, hadiseyi laik anti-laik çatışmasına hizmet eder şekilde yorumluyor, askere selam durup hükümete kusuyor kinini, rejim çığırtkanlığı yapıp, kaosa sürüklüyor milleti farkında olarak veya olmadan.. En komiğime giden de şu oluyor: Bu adı büyük gazeteler, doğru söylediklerini ima eder şekilde Avrupanın bulvar basınından pasajlar sunuyor bak bunlar da “rejime yönelik hadiseler oluyor” şeklinde yorumladı diye.. Oysa o gazeteler de zaten kendilerinden alıyor haberi ama halkla böyle sunuyorlar işte, yiyelim diye.. Sürekli rejim çığırtkanlığı ile tehlikeyi fark etmemizi isteyen bir gazete de nemalanıyor hadiseden. “Saldırı Cumhuriyetedir” diyor ikili bir ifade ile..

Bu sırada, eski bir Başbakan rahatsızlanıp hastaneye kaldırılıyor, onca olayın arkasına Akşam denen gazete, “Karaoğlan artık aramızda yok” diye başlık atıyor haberine.. Ölmeden öldürülüyor, tuz biber niyetine.. Tüm bunların arasında, Hürriyet “Yaşam” sayfalarında bir kadının hastalığını şöyle basıyor gazete denen kağıt parçasının üzerine “Çim biçerken bile orgazm olan kadın”. Bu durumda bize, ağlamak mı düşüyor, gülmek mi, bilmiyorum..

Sonra birileri seyrediyor televizyonlardan yaptıklarını.. Amacına hizmet eden açıklamalardan zevk alıyor, itidal çağrılarından hoşlanmıyor. Köşelerde yazılanları ilgiyle takip ediyor. İstiyorlar ki ekonomik bunalım olsun, halk kendine güvenini kaybetsin, sıcak para yastık altına dönsün, yatırımcı korkudan girişimde bulunmasın, ülke büyümesin, koyu bulutlar hiç gitmesin, bu ülkenin evladı, bu ülkenin başına geçmesin!

Bu günler de geçer, ülke geriye dönülmeyecek bir düzlüğe erişir, o zaman vaktidir arşivleri karıştırıp bir kez daha ibret almanın.. Zaten seyirciler bilmektedir bilmem kaçıncı kez tekrarı oynanan oyunun sonunu. Bir de bunu oyuncular fark etse!.. Ölen Danıştay 2.Daire Üyesi’ne Allah rahmet eylesin, akrabalarına ve dostlarına da sabır versin. Umarım basın da, daha geçen günlerde yer verdiği andıç hadiseleri ve bir medya patronunun itiraflarında ibret alır da aynı hataya bilmem kaç defa daha düşmez..

Güzel günler sizin olsun.

Leave a Reply